Bir öpücüğün beynimizde yarattığı kimyasal kokteyl bizde doğa bir esrime duygusu yaratır. Fotoğraf ©

Walt Stoneburner. Fotoğraf CC-BY, lisansına tabi olan original'inden uyarlanmıştır.

İnsanların neden öpüştüğünün bilimsel bir açıklaması var mı? Uluslararası bilim iletişimi yarışması FameLab'in Kuzey İrlanda ayağını kazanan Emer Maguire, bu soruya evet cevabını veriyor. 

Neden öpüşürüz?

Öpüşmek harikadır – o kadar harikadır ki, çoğumuz ilk öpüşmemizin detaylarının yüzde 90'ını hatırlarız. İnsanların zihnini yıllardır meşgul ediyor, öpüşme: hem bütün büyük Hollywood aşk filmlerinin zirvesidir, hem de şarkıcı ve şairlerce göklere çıkarılır. Aslında, öpüşme iki insanın suratlarını birleştirip tükürük alışverişi yapmasından öte bir şey değildir. Bu kadar iğrenç bir eylem nasıl oldu da bu denli cazibeli hale geldi? Öpüşme eylemi zamanla gelişerek insanlar için bir avantaja dönüştü: eğer evrime hizmet ediyor olmasaydı, öpüşmezdik.

O zaman bir öpücükte neler saklı? Sandığınızdan çok daha fazlası.

Doğal mı, öğrenilmiş mi?

Öpüşme çoğumuza son derece doğal bir eylem gibi gelebilir, ama bilim insanları öpüşmenin içgüdüsel mi yoksa sonradan öğrenilmiş mi olduğu konusunda hemfikir değil. Kültürlerin yaklaşık yüzde 90'ında öpüşme mevcut; bu da, temel bir insani içgüdü olduğu argümanına destek sağlıyor. Aklınızdaki soruyu duyar gibiyim... Peki ya geri kalan yüzde on? Eğer öpüşme doğal bir davranış olsaydı, bütün kültürlerde görülmesi gerekmez miydi? Söz konusu küçük azınlık her ne kadar (batıl itikatlar ve kültürel inanışlardan dolayı) geri kalanlarımız gibi bir 'öpüşme' gerçekleştirmese de, burunlarını birbirine sürtmek gibi öpüşmeye benzer hareketler sergiliyor.

Öpüşme doğal bir içgüdüyse hayvanlar neden öpüşmüyor peki?

Doğrusu pek çok hayvan sevgisini ifade etmek için öpüşmeye benzer hareketlerde bulunuyor. Bu hareketler büyük bir çeşitlilik sergiliyor: köpekler potansiyel eşlerini koklayıp yalarken, filler hortumlarını birbirinin ağzına sokuyor. Fakat aynen bizim gibi öpüşen tek bir hayvan var: bonobo maymunu. Bu da pek şaşırtıcı değil, zira DNA'mızın yüzde 98.7'si bu kıllı kuzenimizinkiyle aynı. Bonobolar huzur için ve sosyalleşmek amacıyla öpüşüyor. Hatta bazen bir kavgadan sonra öpüşüp barıştıkları oluyor. Biz insanların da aynı nedenlerle öpüşmemiz, öpüşmenin DNA'mızın derinlerinde gömülü olduğunu düşündürüyor.

Öpüşme nasıl bir evrim geçirdi?

Pek çok bilim insanına göre öpüşmenin kökeni öperek besleme davranışı: yani annelerin bebeklerini ağızdan ağıza beslemesi. Kuşların yavrularını solucanla beslemesini düşünün bir an. Pek hoş, değil mi? Şimdi de birisinin kahvaltınızı çiğneyip sizi ağızdan ağıza beslediğini düşünün. Çoğu insana bunun düşüncesi bile iğrenç gelir, ama geçmişte insanlar bunu sürekli yapıyordu! Gıdanın bu şekilde aktarılması sonucunda, iki insanın dudaklarını birbirine bastırması sevgiyle özdeşleştirilir oldu. Çoğu insanın kalbine giden yol midesinden geçtiği için gayet anlaşılır bir durum. Zamanla bu sevgi sembolü evrim geçirerek romantik öpüşmeye dönüşmüş olabilir. 

Peki öpüşmenin amacı ne?

Öpüşmeyi, bir insanın eşi olmak gibi zorlu bir görev için yapılan iş görüşmesi olarak düşünebilirsiniz. Mülakatı yapan kişi, iş tanımına en iyi uyan adayı arıyor. Öpüşme eylemiyle kendi genetik yapımıza en uygun eşi ararız. 'Bir saniye, genlerin öpüşmeyle ne alakası var?!' diye bağırdığınızı duyar gibiyim. Şimdi, bizim MHK [majör histokompatibilite kompleks; temel doku-uygunluğu bileşeni] denen bir grup genimiz var. Bağışıklık sistemimizin parçası olan bu genler bize doğal kokumuzu verir. Meşhur bir deneyde, kadınların kendilerinden farklı MHK genlerine sahip erkeklerin giydiği tişörtlerin kokusunu tercih ettiği görülmüştür. Çünkü farklı MHK genleri olan iki insan çiftleştiğinde, bebekleri her ikisinin de bağışıklık sisteminin çeşitli bileşenlerine sahip olacaktır. Daha fazla çeşitlilik arz eden bir bağışıklık sistemi ise hastalıklarla daha iyi mücadele edecektir. Dolayısıyla gerçekten de zıtlar birbirini çeker. Neden şu değil de bu insanı öpmeyi tercih ettiğimiz bu şekilde açıklanabilir. İşin sırrı genlerimizdedir.

Öpüştüğümüzde beynimizde ne olup biter?

Beynimiz, hayati önemdeki öpüşme eylemi esnasında beşinci vitese geçer. Dudaklardan gelen hislere, çok daha geniş bedensel alanlara verdiğinden kat kat fazla yer ayırır. Öpüşme sırasında dudaklardaki bu hassasiyetin beynimizde yarattığı kimyasal kokteyl, bizde doğal bir esrime duygusu doğurur. Söz konusu kokteyli meydana getiren üç kimyasal kendimizi iyi hissetmemizi ve daha fazlasını istememizi sağlayacak şekilde tasarlanmıştır: dopamin, oksitosin ve serotonin. Bütün kokteyller gibi bunun da bazı yan etkileri vardır. Bu üç kimyasaldan oluşan karışım, beynimizdeki 'haz noktalarını' harekete geçirir. Öpüşme sırasında salınan dopamin beyinde, eroin ve kokain tarafından da uyarılan alanı uyarır. Sonuç olarak içimizde bir zindelik hissi ve bağımlılık davranışını tetiklenir. 'Aşk hormonu' olarak da bilinen oksitosin ise yakınlık ve bağlılık duyguları yaratır. Aynı hormon çocuk doğurma ve emzirme sırasında da salgılanır. Son olarak, öpüşme sırasında beyinde görülen serotonin düzeyi, Obsesif Kompülsif Bozukluğu olan insanlardaki düzeyle aşağı yukarı aynıdır. Dolayısıyla güzel bir öpüşme anının yıllarca beynimizde yer etmesi şaşırtıcı sayılamaz.

Platonik olan ve olmayan öpüşme arasında fark var mı?

En iyi arkadaşınızı yanağından öptüğünüzde yaşadığınız his, bütün gece flört ettiğiniz o müthiş çekici insanla işi pişirirken yaşadığınız duygu sıçramasından son derece farklıdır elbette. Romantik olmayan öpüşmeler son derece yaygındır, ama romantik öpüşmeye nazaran çok daha kültürel bir fenomen olarak görülebilir. Çocuklar anne babalarını öper, bazı Avrupa toplumları selamlaşırken yanak yanağa verip havayı öper, bizler de veda ettiğimiz arkadaşlarımızı öperiz. Bu tür öpüşmelerdeki yakınlık, sevgi ya da saygı duyguları yaratabilir, ama romantik bir öpüşmenin ardından gelen öfori duygusuna yol açmaz. Platonik öpücükler genelde yanağa hafif bir dokunuş şeklinde gerçekleşir. Buna karşılık romantik öpücüklerde, son derece yoğun, uzun ve dudak dudağa temas söz konusudur. Beyinde kimyasal bir kokteyl yaratan tam da bu dudak teması olduğu için, platonik bir öpüşme romantik öpüşmeyle kıyaslanamaz bile.

Pek çok insan davranışı gibi öpüşme de hayranlık uyandırıcı ve karmaşıktır. Öpüşmeye dair öğrenecek daha çok şeyimiz var. O yüzden hemen harekete geçip, bilim adına öpüşme araştırmalarına başlayın! (Sanki bahaneye ihtiyacınız varmış gibi...)

23 yaşında bir konuşma ve dil terapisti olan Emer Maguire, aynı zamanda Belfast Queens Üniversitesi'nde klinik anatomi eğitimi görüyor. Maguire'in hedefi bir 'stand-up'çı biliminsanı' olmak: yani güldüre güldüre insanlara bilim öğretmek. Boş zamanlarında şarkı ve söz yazıyor, amatör olarak bisiklete biniyor ve seri halde espri yapıyor.

Emer'in yarışmayı kazanan sunumunu izleyip onu Twitter'da @EmerMofficial adresinden takip edebilirsiniz.

FameLab Kuzey İrlanda organizasyonu, Kuzey İrlanda Bilim Festivali, Cheltenham Bilim Festivali ve British Council Kuzey İrlanda işbirliğinde gerçekleştirilmiştir.

Uluslararası FameLab finalinin tarihi 4 Haziran 2015'ti. FameLab Kuzey İrlanda ayağının özet görüntülerini burada izleyebilirsiniz.